02 Eylül 2007 Pazar

Osmanoğulları - Son Osmanlılar


Bıçak Sırtı Dizisi ile hikayesi ekranlara taşınacak olan Osmanoğulları ailesi kimdir? Günümüzün en önemli Osmanlı Tarihçilerinden İlber Ortaylı'nın kaleminden...

Son Osmanlılar


Yakınçağ tarihimizin hâlâ tabu olan alanları var. Bunları çözümlememiz lazım.
Bu doğrultuda "Şahbaba" ve "Son Osmanlılar" adlı kitapları yazan Murat Bardakçı'nın yaklaşımı dikkat çekicidir.
Serencebey'deki Kabasakal Mehmed Paşa Konağı'nda büyüdüm. Konak devletindi ama bana tahsis edilmişti. Çocukluğum bu konakta geçti. Bilmem, şimdi hâlâ duruyor mu?
Beşiktaş'tan Yıldız Sarayı'na çıkan yolun sonunda, küçük bir köy vardı. Her gün Serencebey'den inip bu köye giderdim. Küçük kızlar, yol üzerindeki bir çeşmeden kovalarla su alırlardı. Onlarla beraber evlerine su taşırdım. Benim kim olduğumu bilmezler, 'Ağabey, hadi şu kovayı da sen al' derlerdi. Yüklenir, evlerine götürürdüm."
Bu ibare Murat Bardakçı'nın 1985 Kasım'ında Osmanlı ailesinin en kıdemli azası yani hanedan reisi olan Mehmed Orhan Efendi ile yaptığı mülakattan alınmadır. Merhum Mehmed Orhan Osmanoğlu, Nice'teki Paulliani Pasajı'nda, fakir bir apartman dairesinde iki dolar emekli maaşı ile yaşıyormuş. Aslında yedi-sekiz lisan bilen, otomobil şoförlüğünden uçak pilotluğuna kadar marifetli olan Mehmed Orhan Efendi bir ara Brezilya'da teneke fabrikasında hamallık bile yapmıştı.
Sultan Abdülhamid'in torunuydu. Babası annesini küçük yaştayken boşamıştı. Daha saltanat zamanında Türkiye'deyken ve sonra yurtdışında sürgündeyken yaşadığı hayat hiç öyle bizim bildiğimiz veya tahayyül ettiğimiz parlak şehzade hayatına benzemiyordu.

Hayranlık uyardılar
Ama bir nokta var ki yeterince bilmiyoruz. İstisnalara rağmen Osmanlı şehzadesi öbür gençlerle birlikte iyi okullara gidiyor, çalışıyor, dil biliyor. Sıkıntılı sürgün yıllarında fakirlik çeken, bunalan, intihar eden oluyor ama ortalara düşüp yüz kızartıcı bir hayat ve kazanç yolunu seçen duyulmadı, görülmedi.
Osmanlıların karıştıkları tek siyasi maceranın; Abdülhamid'in oğlu Şehzade Abdülkerim Efendi ve torunu, sonraki hanedan reisi Mehmed Orhan'ın Japonlar tarafından Doğu Türkistan ve Türkistan tahtlarına oturtulmak istenmesi olduğu söylenebilir.
Abdülhamid'in oğlu Abid Efendi, Arnavutluk tahtını reddetmişti. İki genç ise nasıl olduysa buna razı edilmişler. Abdülkerim Efendi bu ihtiyatsızlığın bedelini hayatıyla ödedi. New York'taki bir otel odasında Japonların mı, ABD'lilerin mi yoksa Rusların mı tertiplediği belli olmayan, intihar süsü verilen bir suikast sonucunda naaşı bulundu. Konu üzerinde Boğaziçi Üniversitesi'nden ünlü Japonya uzmanımız Selçuk Esenbel'in bir araştırması var.
Mehmed Orhan Efendi ise amcasının feci akıbetini görünce soluğu limandaki bir gemide alıyor ve tayfa olarak izini kaybettiriyor.

Trajik bir hayat
Son padişahın tahtı bırakıp gitmesini tenkit eden hanedan üyeleri olduğu görülüyor. Bazı hanedan azası da Halife'nin kendilerine müzahir olmadığından şikayet ediyor fakat şurası bir gerçek; son padişah, Avrupa'da yaşadığı üç-dört yıllık sürgün hayatı boyunca ne yeni Türkiye'nin aleyhinde çalıştı ne de yüz kızartacak mali kaynaklar kullandı.
Hazine'den bir şey almadan gittiği için yokluk içinde öldü. Halife de hanedanının yaşamına kötü intiba uyandıracak hareketlerde bulunmalarına engel oldu. 1952'de hanedanın kadın üyeleri, 1974'te de erkek üyeler, umumi afla geri dönebildiler. Bizzat bugünkü hanedan reisi Osman Ertuğrul Efendi "Cumhuriyetin ilanı, Türk halkına ve devletine yararlı olmuştur" dedi.
Osmanlı saltanatı tarihin malıdır. Bugünkü cumhuriyetimiz Türklerin cumhuriyetidir ve İslam dünyasının en güçlü devletidir. Dünkü saltanat da Türklerin devletiydi ve İslam tarihinin hem de 15-17'inci asırlarda da Avrupa'nın güçlü devletiydi. Bu memlekette ne monarşist bir parti vardır ne de monarşiyi bekleyenler...
Murat Bardakçı "Şahbaba" başlığıyla son padişah VI. Mehmed Vahdeddin'in saltanat yıllarını ve sürgündeki trajik hayatını kaleme aldı. Bu hayat çok kolay ve tek renkli bir üslupla anlatılırdı. Mütareke yılları içindeki zorluklar ve hataların tufeyli bir Şark hükümdarı ve çevresinin havasıyla verilmesi sadece Türk halkını ve devlet ananesini küçültür. Tabii şiirimizdeki müstesna yeri tartışılamayacak Necip Fazıl Kısakürek'in "Vatan haini değil-büyük vatan dostu" başlığıyla tefrika ettiği VI. Mehmed Vahdeddin hikayesi de bir abartmadır. Son hükümdarı hiç gereği olmadan yüceltmek için herkese çamur atmaktadır.

Efsanelere gerek yok
Bu dengesiz tarih yazıcılık ortamında Murat Bardakçı fevkalade dengeli, zengin bir vesika ve ölçülü olarak kullanılan mülakat raporlarıyla "Şahbaba"yı yazdı. Bardakçı'nın, birçok gazetecideki önyargı ama asıl bu konudaki bilgisizce spekülasyon merakı yüzünden basınla ilgiyi kesen hanedan üyelerine yaklaşması başarıdır. Şark dilleri ve tarihi üzerindeki bilgisi, kullandığı lisan ve muhakemesi dolayısıyla hanedan üyelerinin itimadını, hatta yazar olarak saygılarını kazandı. Elde ettiği zengin vesika ve bilgileri edepsizce değil, saygılı bir biçimde kullandı.
"Son Osmanlılar" ilk çıkışında bu iyi niyet ve zengin yaklaşımına rağmen kaçınılmaz hatalar içeriyordu. Geçen sene Hürriyet Yayınları'ndan yeni bir versiyonu çıktı. Bu kitap genişleyerek yeniden basılacaktır. Ayrıca Talat Paşa ve Enver Paşa üzerine de benzer çalışmalar yapılacaktır.
Yakınçağ tarihimiz son 30 yıldır yeni bir metot ve soğukkanlı bir yaklaşımla ele alınıyor ama her köşesi değil; halen tabu olan alanlar var. Bunları çözümlememiz lazım. Murat Bardakçı'nın yaklaşımını zahmetli bir çalışmanın ve dikkatin sonucu yararlı bulduğumuzu söylemeliyiz.
Eski tarihimizi bilgisizlikten yazamıyoruz, yakın zamanları da önyargılarımız ve yarattığımız efsaneler yüzünden yeterince doğru biçimde kaleme alamıyoruz. Oysa Türklerin tarihinin her safhası menkıbeye ihtiyaç duyulmayacak kadar renkli ve anıtsaldır. Elverir ki bilgili ve soğukkanlı olarak yazılsın ve mütalaa edilsin.

29 Ağustos 2007 Çarşamba

En İyiler Bıçak Sırtı'nda

Nejat İşler, Fikret Kuşkan, Mehmet Günsur, Erkan Can, Melisa Sözen, Vildan Atasever'in de aralarında bulunduğu dev oyuncu kadrosuyla dikkat çeken "Bıçak Sırtı" adlı dizi, yakında KANAL D'de ekrana gelecek.

1. Bölüm 10 Eylül Pazartesi 21.45'de

TMC'nin yapımcılığını üstlendiği, Gaye Boralıoğlu, Neşe Şen, Şerif Erol, Gülden Çakır ve Emine Algan'ın senaryo yazarlığını üstlendiği "Bıçak Sırtı"nın yönetmeni, daha önce reklam yönetmenliği yapmış olan ve "Anlat İstanbul" filminin yönetmenlerinden Selim Demirdelen. Dizi, 10 Eylül'den itibaren her pazartesi saat 21.45'te Kanal D'de yayınlanacak.


Soyluluk ve Yoksulluk

"Bıçak Sırtı", yasak aşklarla, ihanetlerle, babalığın ne olduğu meselesiyle, soyluluk ve yoksulluk kavramlarıyla örülü sürükleyici bir drama. Dizi, bir yandan bu iki sıradışı adamın alışılmadık mücadelesinde, gerçek babalığın ne demek olduğu sorusuna cevap bulmaya çalışacak, diğer yandan ise karmakarışık bir ortamda filizlenen yasak bir aşkı anlatacak.

Bıçak Sırtı Dizisi Konusu

Bıçak Sırtı, “Son Osmanlılar”ın yani Cumhuriyet’in ilanı ile Türkiye dışına çıkartılan Osmanoğlu Ailesi’nin trajik öyküsünü anlatıyor. Yani imparatorluktan ulus devlete geçiş sürecini konu alıyor. Bıçak Sırtı’yla, 600 yıllık bir imparatorluğun son sahiplerinin kitaplara ve belgesellere konu olan hayatları, bir dizi halinde ekrana geliyor. Dizinin arkasında Aliye, Beyaz Gelincik, Hırsız Polis ve Binbir Gece gibi önemli yapımlara imzasını atan TMC gibi bir ajansın olması da Bıçak Sırtı’nın elini iyice güçlendiriyor.

Dizinin oyuncu kadrosunda, genç kuşağın en yetenekli isimlerinden Nejat İşler, Mehmet Günsür, Fikret Kuşkan, Vildan Atasever, Erkan Can ve Melisa Sözen yer alıyor. Hem tarih meraklıları, hem de bu oyuncu kadrosunun hayranları, yönetmenliğini Selim Demirdelen’in yaptığı Bıçak Sırtı’nın başlaması için gün sayıyor.


İŞTE BIÇAK SIRTI’NIN HİKAYESİ

Osmanlı soyundan gelen bir aile. Sürgünden sonra Fransa’da doğan baba Selim Reşat, 1974’te hanedan üyelerine af çıkınca Türkiye’ye dönmüş ve İstanbul’a yerleşmiştir. Kendisi gibi kökenlerine bağlı yetişen büyük oğlu Orhan (Fikret Kuşkan), hanedanın başka bir kolundan olan Nisan (Melisa Sözen) ile evlidir. Küçük oğlu Mehmet (Mehmet Günsür) ise asalet kavramına önem vermeyen, dik başlı bir gençtir.

Selim Reşat, aile mirasını devralmak için kendisine bir torun verilmesi şartını koşar. Soylarının devamını sağlayacak bir “şehzade”nin dünyaya gelmesi onun için her şeyden önemlidir. Ne var ki Orhan kısırdır. Ancak bu gerçeği herkesten gizler. Karısına bile kısır olanın kendisi değil, o olduğunu söyler. Ve bir gün beklediği fırsat karşısına çıkar. Bir doktor arkadaşının yardımıyla, ölmek üzere hastaneye getirilen hamile bir kadının bebeğini alır.

Kadın cinayete kurban gitmiştir. Kocası Ali (Nejat İşler) cinayetle suçlanmış ve müebbet hapse mahkum edilmiştir. Orhan böylece yeni doğmuş bir bebeğe sahip olur. Üstelik bebek üzerinde hak iddia edecek kimse de yoktur. Bebeğin gerçek babası Ali, işlemediği bir suçtan dolayı on yıldır hapis yatmaktadır. Dizinin hikayesi, sırf bu davayı çözmek için avukat olan Ali’nin kız kardeşi Güneş’in (Vildan Atasever) abisini hapisten çıkarmasıyla başlar. Hem karısının hem kendi çocuğunun katili olarak yargılanan Ali, bebeğin ölmediğini ve Osmanlı soyundan gelen bir ailenin oğlu olarak yaşadığını öğrenir. Orhan birden karşısına çıkıp aile hayatını ve inandığı her şeyi tehdit eden ve en önemlisi de oğlunu elinden almak isteyen bu adamdan kurtulmaya, Ali ise bir yandan gerçek katilin peşine düşerken diğer yandan oğluna yaklaşmaya çalışacaktır. Bu arada Orhan’la, Nisan’ın evlilikleri çatırdamaktadır. Nisan, gerçek kimliğini bilmediği Ali’ye yavaş yavaş garip bir tutkuyla bağlanır.

Bıçak Sırtı, Son Osmanlıların sürgün acılarının günümüzdeki izlerine bakacak, soyluluğun ve sıradanlığın ne kadar kırılgan kavramlar olduğunu tartışacak. Ve gerçek babalığın ne demek olduğu sorusuna, Orhan ve Ali gibi iki zıt karakter üzerinden cevap bulmaya çalışacak.

Erkan Can

Erkan Can, 1958 yılında Bursa'da doğdu, tiyatro hayatına 1974'de Bursa Devlet Tiyatrosu'nda almaya başladığı derslerle başladı. Endüstri Meslek Lisesi'nden mezun olduktan sonra 1985'de İstanbul Devlet Konservatuaru Tiyatro bölümüne, 1990'de Bakırköy Belediye Tiyatrosu'na girdi.

Bıçak Sırtı dizisinin yardımcı erkek oyuncusu Erkan Can'ın ünü ise 1992'de başlayan yine bir televizyon dizi olan Mahallenin Muhtarları dizisindeki rolü ile gelişti. 1998 yılında çekilen Gemide adlı film ile büyük bir hayran kitlesi oluşmaya başladı ve aynı yıl Antalya Film Şenliği'nde En İyi Erkek Oyuncu seçildi.

Üç Yakışıklı Aynı Dizide

Bıçak Sırtı; Yeni sezonun en iddalı dizisi.

Sadece fragmanıyla bile ‘bu kış ekrana damgamızı vuracağız’ sinyalini veren dizinin oyuncu kadrosunda yok, yok! Nejat İşler, Mehmet Günsür, Fikret Kuşkan, Vildan Atasever, Erkan Can ve Melisa Sözen dizinin başrol oyuncuları. Dizi, konusunu Türk Tarihi’nden alıyor ve Osmanlılar’ın sürgün acılarını anlatıyor.

Dilerim Kanal D, reyting uğruna bu dizinin kalitesinden ödün vermez ve reyting uğruna diziyi yayından kaldırma gibi bir gaflette bulunmaz. Neden böyle diyorsun, diyenler çıkabilir aranızdan. Hemen açıklayayım; Kanal D’de böyle bir huy var. Geçtiğimiz dönemlerde Ödünç Hayatlar ve Esir Kalpler adında iki dizi başlatmışlardı. Ödünç Hayatlar’ın başrolünde Çetin Tekindor, Cenk Ertan, Berrak Tüzünataç vardı ve gerçekten çok kaliteli, alışılagelmişin dışında bir diziydi ama dördüncü bölümde yayından kaldırıldı. Keza Esir Kalpler; onun da başrolünde Serhat Tutumluler ve Zeynep Beşerler vardı. İşçi haklarını konu alan ve günümüz modernizasyonunda çekilmiş bir diziydi. O dizi de iki bölüm filan yayınlandı sanırım. O yüzden diyorum, umarım bu kez aynı hataya düşmez Kanal D! Hep birlikte izleyip göreceğiz!

Vildan Atasever

Vildan Atasever 1981 yılında Bursa'da doğdu.Melisa Sözen ile birlikte Bıçak Sırtı'nın başrol kadın oyuncusu, Erzurumlı bir ailenin 5 çocuğundan biri olan Vildan 15 yaşında oyunculuğa başladı, DJ ve VJ olarak çalıştı. Bir internet sitesinde webcam kızı olarak verdiği çıplak pozlar ve Kurtlar Vadisi'ndeki Nazo rolü ile tanındı. Ayrıca Azize, Kadın İsterse, Plajda Kız Tavlama Klavuzu, İki Genç Kız, Kader ve Yaralı Yürek adlı yapımlarda rol aldı. İki Genç Kız ile 42. Antalya Film Festivali'nde en iyi kadın oyuncu ödülünü aldı. Gazeteci Taylan Kılınç ile evlidir.

Melisa Sözen

Melisa Sözen 1985 yılında İstanbul'da doğdu, Bıçak Sırtı'nın en genç başrol oyuncularından Melisa Sözen, Pera Güzel Sanatlar Lisesi Tiyatro Bölümü mezunu ve halen Bilgi Üniversitesi Sahne ve Gösteri Sanatları bölümüne devam ediyor.

14 yaşında Çağan Irmak'ın yönettiği Bana Şans Dile adlı yapımda görev alan güzel oyuncunu daha önce 17 yapımda rol aldı.